Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Aileyi yıkan sorunları düzeltmeden aileyi güçlendiremeyiz”
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen, Üsküdar Üniversitesi bilimsel danışmanlığında ve Değerli Hayatlar Eğitim Derneği (DEHADER) yürütücülüğünde gerçekleştirilen “365 Gün Aile” Projesi kapsamında Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile çevrimiçi söyleşi programının ikincisi düzenlendi. Söyleşide aile mentorluğunda güven ilişkisi kurmanın önemi, empatik iletişim, çocuklarla sağlıklı iletişim yöntemleri ve dijitalleşmenin aile yapısı üzerindeki etkileri ele alındı. “Aileyi yıkan sorunları düzeltmeden aileyi güçlendiremeyiz.” diyen Tarhan, aileyi koruyan toplumsal ve vicdani normların zayıflamasının şiddet, empati yoksunluğu ve iletişim problemlerini artırdığına dikkat çekti. Tarhan ayrıca aile içinde rol model olmanın, çocukların potansiyelini doğru yönlendirmenin ve aile değerlerini güçlendirmenin önemine de vurgu yaptı.

Çevrimiçi gerçekleştirilen söyleşinin moderatörlüğünü DEHADER’den Mine Yeter gerçekleştirdi.
“Güven ilişkisi kurmak çok önemli”
Aile mentorluğunda güven ilişkisinin önemine dikkat çeken Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Aile mentorluğunda güven ilişkisi kurmak çok önemlidir. Yani mentor olan kişinin, ‘Bu kişi beni yargılamadan dinliyor, hata yapsam da yanımda, beni anlamaya çalışıyor, ne hissettiğime önem veriyor.’ duygusunu karşı tarafa hissettirebilmesi gerekir. Buna terapötik ittifak dediğimiz, yani güven ittifakı oluşturmak denir. Bu aile mentorluğunun kritik kavramlarından köşe taşı niteliğindeki unsurlarından biridir. Diğer önemli konu ise öğüt vermekten çok soru sormak ve karşı tarafın soru sormasına fırsat verecek bir zemin hazırlamaktır. Soru sormak, büyümenin en önemli parçalarından biridir. Mentorlar da kişilere soru sorduran kişilerdir soru soran değil.” diyerek sözlerine başladı.

“Fırsat eğitimi anlayışıyla hareket edebilmek gerekiyor”
Mentorlukta rol model olmanın önemine vurgu yapan Tarhan; “Mentorların öğüt vermekten çok rol model olmaları önemlidir. Yani bir olay yaşandığında, fırsat eğitimi anlayışıyla hareket edebilmek gerekiyor. Örneğin öfke anlarında doğru bir yaklaşım sergileyerek örnek olmak gibi… Bu sürekli birlikte olmak anlamına gelmez. Genellikle birebir mentorlukta haftada bir gün, bir saat zaman ayrılmasını öneriyoruz. Kişi o bir hafta içinde notlar alır, gözlemlerini kaydeder ardından haftada bir gün bir araya gelinerek bunlar üzerine konuşulur, sorunlar değerlendirilir. Aile mentorluğunda ise aile içi oturumlar tavsiye ediyoruz. Aile bireylerinin haftada bir gün bir araya gelerek oturum yapmaları faydalı oluyor.” ifadelerini kullandı.
“Mentorun en büyük öğreteceği empatik iletişimdir”
Empatik iletişimin aile içindeki belirleyici rolüne değinen Tarhan; “Mentorun en büyük öğreteceği empatik iletişimdir. Empatik iletişim, çift yönlü iletişimdir. Günümüzde anne babaların en sık yaptığı hatalardan biri ise tek yönlü iletişim kurmalarıdır. Konferans vermek, vaaz vermek, sürekli nasihat etmek gibi bir yaklaşım benimseniyor. Bunun ise çok fazla faydası yoktur. Çocuk bir süre sonra duvarlarını kapatır. İletişimin monolog değil, diyalog şeklinde olması gerekir. Mentorun de bunu öğretmesi önemlidir ve bunu çoğu zaman rol model olarak yapabilir. Mentorun bir diğer önemli rolü de kişinin potansiyelini keşfetmektir. Örneğin böyle durumlarda kişinin analitik düşünme yönü nasıl, sanata yatkınlığı var mı, sosyal zekası güçlü mü, içsel zekası ya da manevi hassasiyeti nasıl? bunları gözlemler. Kişinin güçlü yönlerini güçlendirir, özgüven kazanmasına yardımcı olur ama aynı zamanda diğer alanlardan kopmamasını da sağlar. Burada özellikle ergenler için hata yapma konusunda kontrollü bir alan bırakmak gerekir. Çünkü hiç hata yapmamak sağlıklı bir durum değildir. Ergenlik dönemi birçok psikoloji ekolünde normal şizofrenik dönem olarak kabul edilir. Yani ergenin hata yapma hakkı vardır ancak bunun kontrollü olması gerekir. Büyük hatalar eve gelmemek, yalan söylemek, madde kullanmak gibi davranışlar olmamalıdır. Bunun yerine küçük riskler almalı, hata yapmalı örneğin bir şeyi tamir ederken bozabilmeli ve sonuçlarını görebilmelidir. Bunlar kişinin gelişimine katkı sağlar. Aksi halde kişi her şeyi anne babasına soran, onay bağımlısı haline gelen, karar vermekte zorlanan ve özgüveni düşük biri olabilir. Eğer aile içinde bu konuda bir eksiklik varsa mentorun görevi de bu alanı çalışmak ve desteklemektir.” şeklinde konuştu.
İnsanı koruyan 4 temel norm…
“Son sığınak aile” kavramını değerlendiren Tarhan; “Toplumu ve insanı koruyan 4 temel norm vardır. Bu normlar aynı zamanda toplumun düzenini de korur. Birincisi hukuki normlardır, yani yasal normlar. Trafik kurallarına dikkat etmek, hırsızlık yapmamak gibi davranışlar bu kapsamdadır. Örneğin kırmızı ışıkta durmak da buna dahildir. Bunlar toplumu koruyan hukuki normlardır. İkincisi sosyal normlardır. Gelenekler, görenekler ve toplumun öğrettiği kültürel standartlar bu gruba girer. Bunlar etik standartlardır ve toplumsal olarak öğrenilir. Üçüncü norm ise aile normlarıdır yani aile değerleri. Günümüzde hızlı dijitalleşmenin etkisiyle aile evin açık kapısı haline geldi. Sosyal medya ise evin kapı eşiği oldu. Bu nedenle kültür aktarımını artık çoğu zaman aile değil sosyal medya ve dijital arkadaşlıklar yapıyor. Yüz yüze iletişim oranı gençlerde dünya istatistiklerine göre yüzde 20-30’lara kadar düştü. Daha önce bu oran yüzde 60-70-80 seviyelerindeydi. Son beş yılda çok hızlı bir dönüşüm yaşandı. Eskiden anne babalar çocuklarını sokaktan eve sokamazken, bugün dışarı çıkarmakta zorlanıyor. Bu hızlı dönüşüm aile normlarını da etkiledi. Dördüncü norm ise vicdani normlardır. Hukuki normları yasalar, sosyal normları gelenekler, aile normlarını aile değerleri belirlerken vicdani normları ahlaki değerler belirler. Evrensel ahlaki değerler vardır. Örneğin, ‘Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma’ ilkesi gibi… Bu ahlaki normlar da günümüzde zayıflamaya başladı. Vicdani normlar, insanın gizli kötülük yapmasını önler. Sosyal normlar daha çok açıktan yapılan yanlışları engellerken vicdani normlar kişinin hesap verme duygusuyla ilgilidir.” dedi.
“Aileyi yıkan sorunları düzeltmeden aileyi güçlendiremeyiz”
Aileyi güçlendirmek için öncelikle mevcut sorunların çözülmesi gerektiğini ifade eden Tarhan; “Şu anda aileyi yıkan sorunları düzeltmeden aileyi güçlendiremeyiz. Çünkü sistemde bir kaçak var sistem su kaçırıyor ve önce o kaçağı onarmak gerekiyor. Aileyi koruyan normlar zayıfladı, vicdani normlar da zayıflayınca ortaya şiddet, merhametsizlik ve empati yoksunluğu çıkıyor. Teşhis yanlış olunca tedavi de yanlış oluyor. Tıpta bir kural vardır: 3T kuralı. Teşhis, tedavi ve takip. Önce doğru teşhis koyacaksınız, ardından tedavi uygulayacaksınız ve süreci takip edeceksiniz. Sorunlara da bu bakış açısıyla yaklaşmak gerekiyor. Son sığınak aile derken kastettiğimiz de budur. Ailenin korunması konusunda Cumhurbaşkanlığı geçtiğimiz yılı Aile Yılı ilan etmişti, ardından bunu on yıla çıkardı. Bu çok önemli bir adımdı ancak bunun içinin de doğru şekilde doldurulması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
“Özerklik duyguları yüksek olduğu için anne babaya karşı çıkabiliyorlar”
Aile danışmanlığında en sık karşılaşılan sorunlara değinen Tarhan; “Aile danışmanlığında ve terapide en çok karşılaştığımız sorunlardan biri büyüklerin çocukları dinlememesi ve kendi fikirlerini çocuklara empoze etmeye çalışmasıdır. Özellikle çocuklar 10 yaşını geçip anne-babayla bağları zayıflamaya başladığında bazıları protest bir tutum geliştiriyor. Özerklik duyguları yüksek olduğu için anne-babaya karşı çıkabiliyorlar. Bazı çocuklar ise itaatkâr oluyor, her şeye evet diyorlar. Ancak bağımsızlıklarını kazandıkları zaman aileden tamamen kopabiliyorlar. Anne-babaya karşı aynı anda hem sevgi hem de öfke geliştirebiliyorlar. Hz. Ali, bin 400 yıl önce şöyle söylüyor ‘5 yaşına kadar çocuklarınızla oynayın, 15 yaşına kadar arkadaş olun.’ Buradaki arkadaşlıktan kasıt, yol arkadaşı yani refik olmaktır. Yol arkadaşlığı ise birbirini tamamlayan, ortak hedef doğrultusunda birlikte yürüyen bir ilişkiyi ifade eder. Bunu laubali bir arkadaşlık olarak anlamamak gerekir. ‘15 yaşından sonra da onunla istişare edin.’ diyor. Gerçekten çok güçlü ve özet bir bilgidir bu.” diyerek sözlerini sonlandırdı.
