Kalıcı mutluluğun reçetesi 3A’da saklı!

16 - Barış Adalet ve Güçlü Kurumlar17 - Amaçlar İçin Ortaklıklar8 - İnsana Yaraşır İş ve Ekonomik Büyüme

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, TGRT HABER’de yayınlanan “Seda Akbay ile Gün Başlıyor” programının canlı yayın konuğu oldu. Tarhan, “Çağımızda İnsanlar Neden Kolay Yoldan Para Kazanmanın Peşinde?” konusunu değerlendirerek, sosyal medyanın kıyas kültürünü güçlendirdiğini ve emekle karşılık arasındaki bağın zayıflamasının kolay kazanç arayışını artırdığını söyledi. Günümüzün hız, haz ve hırs odaklı yaşam anlayışının bu eğilimi beslediğine dikkat çeken Tarhan, mutluluğun reçetesini “3A” olarak formüle ettiğini belirterek, kalıcı mutluluğun anlam, amaç ve arkadaş bağında; güçlü sosyal ilişkiler ile manevi değerlerde saklı olduğunu vurguladı. 

Sosyal medya illüzyonuna dikkat! 

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kolay yoldan para kazanma eğiliminin yeni bir olgu olmadığını ancak günümüzde sosyal medya ve ekonomik hareketlilik nedeniyle çok daha görünür hale geldiğini belirtti. Tarhan; “Kolay yoldan para kazanma eğilimi tabii yeni bir eğilim değil. İnsanın olduğu yerde var olan bir eğilim. Fakat bu zamanda bunun yaygınlaşması ve ciddi şekilde daha görünür hale gelmesini görüyoruz. Etki gücü de çok daha arttı. Çünkü sosyal hareketlilik ve ekonomik hareketlilik eskisine göre çok daha fazla. İnsan kendisini sadece komşusuyla kıyas etmiyor. Sosyal medyada on binlerce, hatta milyonlarca kişiyle kendini kıyaslıyor. Böyle durumlarda emekle karşılık arasındaki bağın zayıfladığını görüyoruz. İnsan emek verir, emeğinin karşılığını alır bu bağ zayıfladı. Bu durum insan beyninin biyolojik zaafından faydalanıyor. İnsan beyni enerji tasarrufuna göre çalışır. Kolay, çabuk, hızlı olsun, hemen olsun, tam olsun, kaliteli olsun hepsini aynı anda ister. Bunun kalıcı ve devamlı olmasını ister. Az ödülle daha yüksek beklenti ve sonuç elde etme eğilimi vardır. İnsan beyninin enerji tasarrufu eğilimi nedeniyle son zamanlarda ‘çalışarak olmuyor’ tarzındaki bir algı artmaya başladı. Özellikle kolay kazançla ilgili abartılı, sahte zenginlik hikâyeleri ve hiç ummadığınız kişilerin çeşitli kripto yollara başvurarak kolay kazanç elde ettiğini açıkça söylemeleri, insanlarda çalışma motivasyonunu, emek vererek ve alın teriyle kazanma motivasyonunu zayıflattı. Özellikle gençlerde buna ‘sosyal medya illüzyonu’ diyoruz. Sosyal medyadaki lüks hayat ve zenginlik yaşantısı çok etkiliyor. ‘Ben bu maaşla bu kadar çalışsam bunu elde edemeyeceğim, kolay yoldan nasıl olur?’ diye düşünüp, çok düşük bir ihtimal olmasına rağmen piyango gibi yollara başvuruyor. Kazanma ihtimali milyonda bir olsa bile bunun için evini satıp, arabasını satıp bu yollara girebiliyor.” dedi. 

“İnsan beyni sürpriz ödüllere daha çok yatkın”

Günümüz kültürünün hız, haz ve hırs ekseninde şekillendiğini belirten Tarhan, bunun da insanların emek vermeden sonuca ulaşma isteğini güçlendirdiğini ifade etti. Tarhan; “İnsanlıkta değişen bir kültür var. ‘3H’ diyoruz, hız, haz ve hırs. Hızlı yaşantı var, haz odaklı yaşantı var, bir de doyumsuzluk yani hırs var. Bütün bunlar teşvik edildi. Bunları yapmak sanki bu çağın özelliği gibi anlatıldı. Alışverişte de yemekte de saniyeler içerisinde birçok şeyi elde edebiliyorsunuz. Beyin, ‘Ekonomik başarıyı da aynı hızla elde etmem gerekir.’ diyor. İnsan beyni gecikmiş ödül yerine sürpriz ödüllere daha çok yatkındır. Beklenmeyen ödüller, beklenen ödüllerden daha fazla insan beynini harekete geçiriyor. Kişinin ‘daha fazlası olsun’ isteği bitmiyor. İnsan yetinme duygusunu kaybediyor. Bunun sınırı yok. İnsan temel ihtiyaçlarına göre yatırım yapmıyor. Takdir edilme arzusu daha çok yatırım yaptırıyor. Alkış ve onay daha çok yaptırıyor. Bizim kültürümüzde ve inancımızda nefis duygusu olarak bilinen bu biyolojik zaaf hepimizde var. Bu vahşi bir at gibi insanı kamçılar, enerji verir, motive eder ama ona gerektiği zaman hayır diyebilmek lazım. İşte şu anda küresel sistem ve kapitalist sistemin rekabetçiliği bunu çok teşvik ediyor.” ifadelerini kullandı.

“‘Bana bir şey olmaz’ duygusu var”

İnsanların yüksek risk içeren girişimlere yönelmesinde “bana bir şey olmaz” düşüncesinin etkili olduğuna dikkat çeken Tarhan; “‘Bana bir şey olmaz’ duygusu var. İnsan büyük riskli işlere, yasaklı madde kaçakçılığından tutun da büyük riskli yatırımlara girerken ‘Bana bir şey olmaz.’ diyor. Hoşuna giden zayıf bir ihtimale inanmak, insanoğlunun inanılmayacak kadar güzel şeylere inanma zaafından kaynaklanıyor. Çok cazip bir teklif oluyor fakat o zaafını kontrol edemiyor. Bir de insan uzun vadeli düşünemiyor, kısa vadeli düşünüyor.” diye konuştu.

Mutluluğun reçetesi 3A’da saklı… 

Kalıcı mutluluğun para ve şöhretten değil, anlamlı bir yaşam amacı, güçlü sosyal ilişkiler ve manevi değerlerden beslendiğini söyleyen Tarhan; “Ben mutluluğun reçetesini ‘3A’ olarak formüle etmeye çalışıyorum. Anlam, Amaç, Arkadaş. Bir insanın hayatta uğrunda emek verilecek, çaba sarf edilecek ve hayatının sonuna geldiğinde kendini aşan bir anlamının olması lazım. Hayatta bir ego idealinin, bir amacının olması lazım. Sadece bugünü yaşamak değil 5 sene, 10 sene sonra nerede olmak istediğine dair stratejik bir hedefi olmalı. Derin ve kaliteli ilişkilerin olduğu bir arkadaş bağının olması da çok önemli. Harvard’ın 75 sene süren bir mutluluk çalışması var. İleri yaşta uzun ömürlü ve mutlu olan insanları araştırıyorlar. En büyük özelliklerinin derin sosyal ilişkilere sahip oldukları tespit edilmiş. Ailesiyle, çocuklarıyla ve torunlarıyla güçlü bir sosyal ağ içinde olanlar… Mutluluğu sağlayan para, zenginlik, şöhret veya makam değil bu sosyal bağlardır. Bir de insanın ölüme karşı nasıl bir bağ kuracağı, ölüm ötesine dair inançları önemlidir. Mevlana’nın ‘aşk-ı beka’ dediği ölümsüzlük isteği insanda hep vardır. Tolstoy bile ölüme bir açıklama getirmek için İstanbul’a kadar gelmek istemiştir. İnsanın inanç sistemleri ve dini değerleri, kontrol edemeyeceği şeylerde iç huzurunu ve kendiyle barışık olmasını sağlar.” şeklinde konuştu.
 

Paylaş
Oluşturulma Tarihi30 Temmuz 2026